Travma Tedavisi

Travma geçiren hastalara sıklıkla istirahat ve hareketsizlik önerilir. Fakat kineziterapi açısından bu tamamen yanlıştır. Erken rehabilitasyon toparlanmada en yararlı faktördür. Uzun süreli alçıda kalmanın neticesinde vücuda verilmiş olan zorunlu statik pozisyon kasların, eklemlerin, bağ ve kirişlerin tamamen devre dışı kalmasına neden olur. Oysa vücudun organ ve sistemleri etkin olarak işlevlerini yerine getirmelidir, aksi takdirde ilgili bölgede kan akış miktarında azalma ve sonuç itibariyle çeşitli dejenerasyon süreçleri başlar.

Travma sonrası rehabilitasyona alçının çıkarılmasından hemen sonra başlanmalıdır!

Farklı ağırlık derecelerindeki omurga kompresyon kırıkları sonrası rehabilitasyon

Omurga kırığı dendiğinde içimizi korku sarar. Zihnimizde hemen yatağa veya tekerlekli sandalyeye mahkûm edilmiş bir kişi tablosu canlanır. Doktorlar kompresyon kırığı tanısı konulan hastalara sıkı bir koruma düzeni, uzun süreli korse kullanımı önerir ve bir takım kısıtlamalar getirir.

Paradoksaldir ancak omur kırığı (veya birkaç omur kırığı) sıklıkla radyolojik tanı esnasında tesadüfi bir bulgu olarak saptanır. Yani omurga kırığı farkına varılmadan olmuştur (Not: burada bahsi geçen omurga kırığı omurilik yapısına bası yapan patolojik omur kayması bulunmayan kompresyon kırığıdır). Ve yalnızca ayrıntılı sorgu neticesinde hastanın geçmişte düştüğü, sırtının bir süre ağrıdıktan sonra kendiliğinden geçtiği ortaya çıkar. Yani tedavi görmediği halde başına kötü sonuçlar gelmemiş, kollar ayaklar tutuyor.

Anatomik ve fizyolojik açıdan omurga kompresyon kırığı

Omur cismi; iç kısmı çok sayıda gözenekler içeren süngerimsi kemik yapısında, dış kısmı sert kemik yapıda olan bir “kutucuk” şeklindedir. Omur cisminin çevresi birkaç ton yükü kaldıracak kadar güçlü ligamentlerle (bağ) yoğun bir şekilde örülmüştür. Bu bağlar omurga eklemlerini sabitleme görevini yapar.

Omurga kırıklarına yol açan durumlar:

• Aşırı eksenel yük uygulandığında (örneğin, yüksekten düşme gibi);
• Osteopeni ve osteoporoz hastası yaşlılarda düşük kemik yoğunluğuna bağlı olarak olağan bir fiziksel aktivite sırasında;
• Büyümenin pik noktasında bulunan gençlerde

Bu travmanın tetiklenmesinde ayrıca sırt kasları ile alt uzuvların durumu da rol oynar. Nitekim kas yetmezliğine ve/veya kas rijitliğine (sertliğine) bağlı olarak gelişen yastıklama fonksiyon bozukluğu travma riskini önemli oranda yükseltir.

Kompresyon travması olduğunda neler olur?

Süngerimsi kemik maddesi sıkıştığından omur cisminin boyu kısalır ve çoğunlukla kama şeklinde bir deformite şeklinde karşımıza çıkar. Buna karşılık bağ sistemi, en azından büyük kısmı çoğu zaman hasara uğramadan sağlam kalabiliyor. Hasar gören omur adeta alçıya alınmış gibi güçlü bağ yumağının içerisine hapsolur; omur gövdesinden kopan kemik kırıntıları yer değiştiremez. Bağ kopması gerçekleşen olgularda ise (daha çok yandan gelen travmatik darbelerde yaygın) hasar gören omur diğer üst ve alt segmanlara oranla kayar. Bu durumda omuriliğe bası riski meydana gelir. Şüphesiz bu gibi ciddi olgularda hastanın hareketsizliği sağlanmalı; bazı durumlarda ise kırılan omura yönelik fiksasyon (sabitleme) ameliyati gerekebilir.

Sıkışmış olan omur kemiği ağrı reseptörü içermediğinden ağrı vermez. Ağrıyı hissetmemizin nedeni travma bölgesindeki kas spazmı, çevre dokularda oluşan ödem ve bazen görülen doku içi hematomdur. Ağrının şiddeti yukarıda belirtilen olguların şiddetine bağlıdır. Kas spazmı neticesinde kırık bölgesi sıkışır. Spazm ve ödem kılcal damar dolaşımının bozulmasına ve lokal inflamatuvar yanıt (yangı) oluşur. 

Korse kullanıldığında neler olur?

Fiziksel istirahat ve korse uygulandığında (ki korse, kırılan omuraya binen eksenel yükü ortadan kaldırmaz) kaslar devre dışı bırakılır.

  • Bu nedenle kasların pompalama ve metabolik fonksiyonları bloke olur.
  • Çalışmayan damarlar nedeniyle inflamatuvar yanıt uzar, omur arası diskler ve yumuşak dokular gerekli besinleri alamaz ve bunun sonucunda toparlanma ve onarım süresi uzar.
  • Daha sonra kaslar atrofiye (kayba) uğramaya başlar.
  • Damarlar tıkanır.
  • Doku sertleşmesi ve eklem kontraktürü (hareket kısıtlılığı) gelişir

Bu olgulara bağlı olarak çok erken safhalarda osteokondroz (spondiloartroz) gibi distrofiler gelişir. İleride bu hastalardaki ağrılar artık süreğen bir hal alır.

Omurga kompresyon kırığı tedavisinde kineziterapinin etkisi nedir?

Kineziterapi; omurga kompresyon kırıklarına tamamen ilaçsız ve yalnızca fizik tedaviye dayalı olan, erken posttravmatik dönemlerde bile uygulanabilecek eşsiz bir rehabilitasyon yöntemi sunar. Söz konusu tedavi yöntemi onaylanmış olup, etkinliği klinik ve paraklinik çalışma sonuçları ile kanıtlanmıştır. Hızlı düzelme amacına yönelik olarak; omurga kaslarını dekompresyon (çekme) modunda çalıştıran özel dizayn edilmiş egzersiz aletlerinin kullanımını öngören bir rehabilitasyon programı sunulmaktadır.

İstanbul’da bulunan “Kineziterapi” Fizik Tedavi Merkezimiz’de kineziterapi yöntemi ile omurga kompresyon kırığı tedavisi, travmanın lokalizasyonu ve genişliği, eşlik eden patolojiler ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak geliştirilen kişisel tedavi programına uygun olarak adaptif egzersiz aletleri aracılığı ile uygulanır.

  • Ayarlanmış dozda verilen fiziksel yük aracılığı ile ilk başta travma bölgesinin çevre kasları etkinleştirilir, daha sonrasında ise doğrudan travma bölgesindeki kaslar çalıştırılır.
  • Amplitüt (genlik) çalışması esnasında kas spazmı kesilip omur sıkışması ortadan kalkar.
  • Kasların pompalama fonksiyonu etkinleştiğinde tabii olarak kılcal damar dolaşımı düzelir. Sonuç olarak doku ödemi giderilmiş, doku metabolizması düzelmiş olur.

Söz konusu tedavi yaklaşımı toparlanma süresinin kısalmasını sağladığı gibi distrofik komplikasyonların gelişmesini engeller. Yani kişiye iş görme kabiliyetini tümüyle geri kazandırmayı amaçlamaktadır.

Pelvis ve omurga kırıkları rehabilitasyonu

Merkezimizde ciddi trafik kazası geçirmiş, yüksekten düşmüş ve diğer travmalar geçirmiş hastalara yardımcı olunabilmektedir. Bize korse ve koltuk değneği ile gelen hastalar buradan emin bir şekilde iki ayağı üzerinde durabilir halde ayrılıyorlar. Düzelme süresi travmanın ağırlık derecesine ve süresine bağlı olup, çoğunlukla 12 ayı bulmaktadır.

Omurga ameliyatı sonrası ağrı tedavisi ve rehabilitasyon

İstatistik verilerine bakıldığında fıtık ameliyatlarının, metal plak takma ameliyatlarının (osteokondrozda ise osteosentez ameliyatı (kemik bütünlüğünün sağanması ameliyatı) ağrı sorununa çözüm getirmediği görülüyor. Hasta ağrı kesici ilaç aldığı sürece kendini nispeten iyi hisserken, ağrı kesici alımı kesildikten sonra ağrılar yeniden başlar. Ağrıya ek olarak yapışıklıklar, kas atrofisi, dolaşım bozuklukları ve hareket kısıtlılığı baş gösterir. Bu nedenle ameliyat olmaya karar vermeden önce, başvurulabilecek başka bir yolun kalıp kalmadığını iyi düşünmek gerekir.

Merkezimizde uygulanan egzersiz yöntemleri ameliyattan zarar görmüş veya seçim yapma aşamasında olan hastaların düzelmesine yardımcı oluyor.

Bunların haricinde; aşağıdaki travmalara yönelik rehabilitasyon programımız mevcuttur:

  • Kafatası travmaları;
  • Kalça, omuz, kol ve bacak kırıkları;
  • Eklem sertleşmesine karşı önleyici tedavi, eklem hareketliliği ve kas gücü geri kazandırma;
  • Eklem içi hareketi arttırma;
  • Alışılmış ayak bileği burkulması tedavisi;
  • Spor travmaları sonrası rehabilitasyon

BİLGİ ALMAK İÇİN  0212 541 62 62