Omurga Tedavisinin Önemi

Omurga Problemleri İç Organları Nasıl Etkiler?

omurga tedavisiSon yıllarda; yaşın ilerlemesiyle savunmasız hale gelen omurga konusu uzmanların gittikçe artan dikkatini çekmektedir. Yapılan araştırmalara göre omur arası disklerde ve omurga sütununda oluşan şekil değişiklikleri birçok nörolojik hastalığın kökenini oluşturup 25-55 yaş grubundaki ayakta tedavi gören hastaların ve sağlıklı kişilerin %30-%85’inde görülmektedir.

Omurga sütunu çoğu organ sistemlerinden daha hızlı aşınır ve yaşlanır. Omurilik kanalında bulunan omurilik tüm organizmanın yaşamsal faaliyetini sürdürmesini sağlar ve iç organların kendi kendine yenilenmesi için gerekli olan koşulları yaratır. İşte bu nedenle omur cisimlerinde, omurlar arası disklerde ve eklem-bağ sistemindeki süreçler dolaylı olarak iç organlarımızın sağlık durumuna yansır.

Tıbbın kurucusu olduğu kabul edilen dahiyane Hipokrat’ın daha antik çağlarda ortaya atmış olduğu “insanın başına gelen fiziksel hastalıkların büyük bir kısmının, ayrıca erken yaşlanmanın ve solmanın sinir sıkışmasından ileri geldiği” varsayımı yakın tarihimizde Paul Bregg tarafından kanıtlanmıştır.

İç organlarımızın yerleşim düzenine baktığımızda:

  • Üst batın organları: karaciğer, dalak, safra kesesi, bağırsaklar;
  • Alt batın organları: erkek ve kadınlarda mesane, kadınlarda rahim ve yumurtalıklar; erkeklerde prostat bezi
  • Retroperitoneal (batın arkası) boşluğu: böbrekler

Pratik gözlemler ve bilimsel araştırmalar alt göğüs bölgesinde lokalize olan patolojik bir durumun karın ağrısına neden olabildiğini ortaya koymaktadır. Bu durumda acil ameliyatlık bir durum olan “akut karın sendromu”nu omurgadan yayılan ağrıyı ayırt etmek için ayırıcı tanı ihtiyacı doğmaktadır. Karın ağrısına mide asitliğine bağlı olmayan mide yanması, kabızlık eşlik edebilir.

Hatalı olarak “akut karın” sendromu tanısı konulup gereksiz yere ameliyat olan hasta hikayeleri yaşanmıştır. Karın ağrısı, karın altı sinir ağının iritasyonundan da kaynaklanabilmektedir. Bu olgudaki klinik tablo göbek deliği ve sırt bölgesinde hissedilen ağrılar ile karakterize olup, peristaltik hareketlerde (mide ve bağırsakların sindirim sırasındaki dalgalı hareketleri) yavaşlama olabilir ve karın damarlarındaki spazmı nedeniyle arteriyel kan basıncı yükselebilir.

İç Organlar ve Kas Sarkası

Karın boşluğunda bulunan her iç organ kendine ait yerine kas, bağ (ligament) ve komşu organlarca sabitlenmiştir.

Sinir lifleri aracılığıyla omurgadan iç organlara sürekli olarak elektrik impulsları (mesajları) gönderilir. Bu elektrik impulsları organların normal işlev görmesini ve normal metabolizma düzenini sağlar. Gelen impulsların sayısında bir azalma olduğunda iç organlardaki metabolizma süreci yavaşlar ve organlar yaşlanmaya başlar, çeşitli patolojik durumlar gelişir.
Nitekim Hipokrat, omurgayı etkileyerek iç organ hastalıklarını başarıyla tedavi ediyordu.

İç organ ağrısının gerçek nedenini araştırırken organın kas sistemi ve omurga ile olan ilişkisini göz önünde tutmak gerekir. Doğru tanı ve teşhis çok önemlidir.

Oysa günümüzdeki bilim adamları çok daha ileri giderek sorunun temel nedenini omurlar arası boşluktaki kireçlenmeye, derin dokularda oluşan ödem ve yangıya bağlıyor ve bunu “sinir kökü sıkışması” olarak kabul ederler.

Bundan Ne Gibi Sonuçlar Çıkıyor?

Buradan aşağıdaki üç önemli sonuca varmak mümkün:

  • Birincisi; hastalıkların ve yaşlılığın kaynağı aynıdır;
  • İkincisi; fonskiyonel ve organik organ hasarları kas-iskelet sisteminin ve santral sinir sisteminin fonksiyon bozuklukları ile ilişkilidir;
  • Üçüncüsü; ağrılar “sinir kökü sıkışmasını” değil, giderilmesi mümkün olan derin omurga kaslarındaki durumu yansıtır.

Bu sonuçları ilke edinen uzmanlar bu konudaki bilgi ve birikimlerini de kullanarak hastalıkları ve yaşlılığı hayal gücünün ötesine uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Ve bunu başarmanın en iyi yöntemi doğru harekettir!

RANDEVU VE UZMAN GÖRÜŞÜ ALMAK İÇİN (0212) 541 62 62